Cehennemde hazır ateş yok
Uzun bir süre ortadan kaybolan dervişi, yolculuk dönüşü Harun Reşit huzuruna çağırtıp sormuş:
- Dört aydır kayıpsın. Nereye gittin, nereden geldin?
- Cehennemden geliyorum ya Harun Reşit.
- Ne işin vardı cehennemde?
- Ateş lâzım olduydu, ateş almaya gittim.
- Peki aldın mı?
- Hayır efendim alamadım. Verecek ateş olmazmış orada. Cehennem bekçilerinin dediğine göre herkes ateşini dünyadan kendisi getirirmiş!
Seni uyanık bilirdik
Kadının biri Kanuni Sultan Süleyman'ın huzuruna çıkmış, evinin soyulduğunu söyleyip hırsızın yakalanmasını istemiş.
Padişah son noktayı koymasını beklemeden kadının sözünü kesmiş:
- Bre kadın, bu nasıl uyku ki evin soyuluyor da ruhun bile duymuyor?
Kadın yutkunmuş ve diyeceğini demiş:
- Biz sizi uyanık bilirdik. Yoksa bu kadar derin uyur muyduk?
Dünya hâli
Hitler, öteki dünyanın ileri gelenlerine yalvarıp yakararak bu dünyayı bir haftalığına görme izni koparmış.
Ama geldiğinin ertesi günü haber göndermiş.
- Beni hemen geri aldırın!
Aldırmışlar.
- O kadar yalvarıp yakardın. Bir haftalığına gitmek için. Ne diye hemen geri döndün?
- Almanlar ticarete, Yahudiler savaşa başlamış.
Fener kimin için?
Kör bir adamın gece karanlığında çeşmeden testisini doldurup elinde feneri ile evine döndüğünü gören münasebetsiz gülmeye başlamış: "Yahu sen kör bir adamsın. Ha gece olmuş, ha gündüz; senin için ne fark eder? Elindeki bu fenerin anlamı ne? Sana ne faydası var?"
Kör adam "Be hey geveze..." diye başlayıp açıklamış: "Ben bu feneri kendim için taşımıyorum. Senin gibi bakıp da görmeyenler için taşıyorum!"
Ağa ile kahya
Ağa, kahyası ile birlikte şehre gidiyormuş, bir ara aklına muziplik yapmak gelmiş.
- "Oğlum Ahmet, şu tezeği görüyor musun? Onu yersen bu araba senin olur" demiş.
Tezeği bir güzel yiyen kahya Ahmet, arabanın sahibi olmuş. Olmuş ama arabayı kaptıran ağanın da kendi yaptığı enayiliğe iyice canı sıkılmış.
Bunu fark eden kahya ağasına seslenmiş; "Ağam" demiş "Şu yerdeki tezeği yersen araba yine senin olur." Ağa hemen yere atlamış ve kahyasının yaptığı gibi tezeği yemiş, sonra da ona dönüp sormuş:
"Yahu Ahmet! Yola çıkarken bu araba benimdi. Şimdi gene benim. Peki biz b.ku niye yedik?"
Sezar
Roma İmparatoru Sezar bir okulu teftiş ederken oğluna tıpatıp benzeyen bir öğrenciye rastlar ve öğrenciye sorar:
"Senin adın ne? Sen nerelisin?"
Öğrenci:
"Adım Mario, Milanolu'yum efendim" diye cevap verir.
Sezar; "Peki yavrum, senin annen hiç Roma'ya gelir mi?"
Öğrenci:
"Hayır efendim, annem Roma'ya hiç gelmez, ama babam sık sık gelir" diye cevap verir.
Uzun bir süre ortadan kaybolan dervişi, yolculuk dönüşü Harun Reşit huzuruna çağırtıp sormuş:
- Dört aydır kayıpsın. Nereye gittin, nereden geldin?
- Cehennemden geliyorum ya Harun Reşit.
- Ne işin vardı cehennemde?
- Ateş lâzım olduydu, ateş almaya gittim.
- Peki aldın mı?
- Hayır efendim alamadım. Verecek ateş olmazmış orada. Cehennem bekçilerinin dediğine göre herkes ateşini dünyadan kendisi getirirmiş!
Seni uyanık bilirdik
Kadının biri Kanuni Sultan Süleyman'ın huzuruna çıkmış, evinin soyulduğunu söyleyip hırsızın yakalanmasını istemiş.
Padişah son noktayı koymasını beklemeden kadının sözünü kesmiş:
- Bre kadın, bu nasıl uyku ki evin soyuluyor da ruhun bile duymuyor?
Kadın yutkunmuş ve diyeceğini demiş:
- Biz sizi uyanık bilirdik. Yoksa bu kadar derin uyur muyduk?
Dünya hâli
Hitler, öteki dünyanın ileri gelenlerine yalvarıp yakararak bu dünyayı bir haftalığına görme izni koparmış.
Ama geldiğinin ertesi günü haber göndermiş.
- Beni hemen geri aldırın!
Aldırmışlar.
- O kadar yalvarıp yakardın. Bir haftalığına gitmek için. Ne diye hemen geri döndün?
- Almanlar ticarete, Yahudiler savaşa başlamış.
Fener kimin için?
Kör bir adamın gece karanlığında çeşmeden testisini doldurup elinde feneri ile evine döndüğünü gören münasebetsiz gülmeye başlamış: "Yahu sen kör bir adamsın. Ha gece olmuş, ha gündüz; senin için ne fark eder? Elindeki bu fenerin anlamı ne? Sana ne faydası var?"
Kör adam "Be hey geveze..." diye başlayıp açıklamış: "Ben bu feneri kendim için taşımıyorum. Senin gibi bakıp da görmeyenler için taşıyorum!"
Ağa ile kahya
Ağa, kahyası ile birlikte şehre gidiyormuş, bir ara aklına muziplik yapmak gelmiş.
- "Oğlum Ahmet, şu tezeği görüyor musun? Onu yersen bu araba senin olur" demiş.
Tezeği bir güzel yiyen kahya Ahmet, arabanın sahibi olmuş. Olmuş ama arabayı kaptıran ağanın da kendi yaptığı enayiliğe iyice canı sıkılmış.
Bunu fark eden kahya ağasına seslenmiş; "Ağam" demiş "Şu yerdeki tezeği yersen araba yine senin olur." Ağa hemen yere atlamış ve kahyasının yaptığı gibi tezeği yemiş, sonra da ona dönüp sormuş:
"Yahu Ahmet! Yola çıkarken bu araba benimdi. Şimdi gene benim. Peki biz b.ku niye yedik?"
Sezar
Roma İmparatoru Sezar bir okulu teftiş ederken oğluna tıpatıp benzeyen bir öğrenciye rastlar ve öğrenciye sorar:
"Senin adın ne? Sen nerelisin?"
Öğrenci:
"Adım Mario, Milanolu'yum efendim" diye cevap verir.
Sezar; "Peki yavrum, senin annen hiç Roma'ya gelir mi?"
Öğrenci:
"Hayır efendim, annem Roma'ya hiç gelmez, ama babam sık sık gelir" diye cevap verir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder