www.RiceDude.com

9.5.10

Temel'den Onemli Fikralar.

Rus fizikciler yerin 100 metre altinda bakir tel bulduklarini, bunun ise atalarinin bundan 1.000 yil oncesinde telefon sebekelerinin oldugunu kanitladigini duyururlar.
Bu olaydan 1 hafta sonra Amerikan gazetelerinde Ilginc bir manset! Amerikan bilim adamlarinin yerin 200 metre altinda 2.000 yil oncesine ait fiber-optik hatlar bulduklarini, bunun ise, Amerikan toplumunun Ruslardan 1000 yil once gelismis digital haberlesme sistemleri oldugunu soylerler.


Aradan bir hafta gecmeden Trabzon, Arakli'da yerel TAKA gazetesinde yeni bir manset; 
"Trabzonlu bilim adamlarinin yerin 5.000 metre altina kadar kazdiklarini ve hicbir sey bulamadiklarini, bunun ise Atalarinin 5000 yil oncesinde Kablosuz (Wireless) iletisim sistemlerini kullandiklarini" soylerler…!!!

Otostopçu Temel
Temel son model spor arabayla kahveye gelmiş dursun:ula temel ha bu arabayı nerden buldun demş temel:dün otostop çekiyodum bu arabadan bi kadn indi mini eteğini kıvırdı ve dile benden ne dilersen dedi bende arabayı aldım demiş Dursun:ula temel aferin zaten sana mini etek yakışmazdı

Sigortalımısın
bir gün temel hastaneye gider. doktor:"sigortaalı mısın?" temel:"hayır trabzonluyum." demiş.  

Yüzük
bir gün tursun temele sormuş temel neden yözüğü serçe parmağına taktın temel: yanlış kadınla evlendum ondandur daaaaaaaaaaaa: 

Helikopter
HELİKOPTERE BİNEN TEMEL,BİR SÜRE SONRA ÜŞŞÜMEYE BAŞLAR VE PİLOTU UYARIR;UYYY ÜŞÜDÜM DAA ŞU TEPEMİZDEKİ VANTİLATÖRÜ DURDURUN ARTIK
Ödeşmek
Temel ile Dursun her gün mendirekte balık tutarlarmış. Bir gün Dursun, "Ula Temel", demiş, "Haçan sen böyle paluk tutarken, pen senun eve sızsam, senin Fadimeyla aşna
-fişna edup, hamile piraksam, penden çocuğu olsa, senle pen ne olurduk?" Temel sakin, yanıtlamış:
-"Ödeşmiş olurduk…"
 
ŞAKA
Temel birgün yolda giderken ensesine çok şiddetli bir tokat yer. Ula bu kimdir diyerekten arkasını döner ve bakar ki kendisine tokadı atan kişi tanımadığı iri yarı 2 metre boyunda bir adam. Temel öfkeyle sorar " Ula bu şimdi şakamıydı , ciddimiydi ? Adam temelden daha öfkeli kükreyerek cevap verir. " Ciddiydi ulan varmı diyeceğin ? Temel yanıtlar " yok ula o halde sorun yok. Şakadan hiç hoşlanmam da……………

DÜŞTÜM
Bir Hıristiyan kasabasında görevli papaz günah çıkarmaya gelenlere vaaz verirken, bundan sonra bana günah çıkarmaya geldiğinizde bana aldattım kelimesini kullanmayın bundan çok bıktım onun yerine "düştüm" diye söyleyin demiş, gel zaman git zaman papaz emekli olmuş onun yerine genç bir papaz gelmiş ama her şeyden habersiz, yine günah çıkartmaya gelenler papaz efendi dün düştüm , gecen hafta düştüm, aradan bir ay geçmiş genç papaz artık valiye gitmenin zamanı geldi düşen düşene demiş, ve valinin yanına gitmiş. Vali bey su yolları bir kontrol etseniz düsen düsene, tabiki vali bey düşmenin hangi anlama geldiğini bildiği için kahkaha ile güler, papaz sinirlenir ve vali bey ne gülüyorsunuz daha dün kariniz geldi üç defa düştüğünü söyledi demiş.

9.4.10

Papağan ve Temel :)))

İşadamı Temel Almanya'ya gider.Kaldığı otelin lobisinde herkesin bir
papağan için kuyruğa girdiğini görür,merak eder kuyruğa girer.Papağan
herkese kişisel bilgilerini söyleyebilen kabiliyettedir.
Papağan;
Alman'a 'Almansın,Hıristiyansın, fizikçisin' der.
İngiliz'e 'Ateistsin,denizcisin,zekisin' der.
Sıra Temel'e geldiğinde papağan;
'Sen Oflusun, Lazsın, salaksın' der.
Temel çok kızar ama aklına da hemen -bu papağanı alıp memlekete
götürürsem çok para kazanırım- diye bir fikir gelir.Hemen otel
müdürüne gider,papağanı almak istediğini söyler.
Otel müdürü sadece 250 euroya 4 yumurtasını verebileceğini
söyler.Temel kabul eder.
Yumurtaları alıp Trabzon'a gider.21 gün bekler.
Birde ne görsün yumurtalardan 1 leylek, 1 karga,1 doğan,1 serçe çıkar......
Hemen soluğu aynı otelde alıp sıraya girer. Sıra Temel'e geldiğinde
papağan yine aynı şekilde
'Sen Of'lusun,Lazsın,salaksın' der.
Bunun üzerine Temel papağanın kulağına eğilip;
'Penum laz ve salak olduğumi bi tek sen piliysun,ama haçan senin
orospi olduğunu artik bütün Trabizon biliy'

8.4.10

USULUNCE CEVAP VEREBILMEK BIR MEZIYETTIR

USULUNCE CEVAP VEREBILMEK BIR MEZIYETTIR..
80'li yillarin sonlari, bir Besiktas-Bolu Spor maci sirasinda, Hakem,
Besiktas'in net 2 golunu vermez, Bolu Spor'a havadan bir penalti
verir.
Mac cigirindan cikmistir. Besiktas'lilar neredeyse sahayi terk etmeyi
dusunurler.
Bolu Spor 2. golu de atar. Metin TEKIN santrayi yapmaz bekler.
Hakem dudugu bir daha calar, ama Metin hala topa dokunmaz.
Hakem : 'Metin neden baslamiyorsun? Bak kart cikartirim!' der.
Metin cevap verir :
'Hocam sahaniza gecin de baslayalim.'
USULUNCE CEVAP VEREBILMEK BIR MEZIYETTIR..
Show TV'deki Ates Hatti programinda Reha MUHTAR, Prens Charles'in
musluman oldugu yonundeki soylentileri elestirmektedir.
Konuyu Diyanet Isleri Baskani ile tartismaktadir:
Efenim Prens Charles'in musluman oldugunu soyluyorlar,  peki ama oyle
bir adamdan musluman olur mu?
- Olur tabi neden olmasin?
- Ama efenim nasil olur?
- Reha bey siz musluman misiniz?
- Tabi muslumanim efendim.
- Siz namaz kiliyor musunuz?
- Hayir.
- Oruc tutuyor musunuz?
- Hayir.
- Icki iciyor musunuz?
- Evet der.
-Eee sizden nasil musluman oluyorsa, ondan da en az sizin kadar musluman olur…
USULUNCE CEVAP VEREBILMEK BIR MEZIYETTIR..
Fatih ALTAYLI, Erman TOROGLU icin:
'O kabzimal futboldan ne anlar ki' deyince Erman TOROGLU  :
'Ben eski futbolcu ve hakemim futboldan anlarim, ayrica kabzimalim
hiyardan da anlarim'der.
USULUNCE CEVAP VEREBILMEK BIR MEZIYETTIR..
Hulya AVSAR: 'Hic aynaya baktin mi? Sen de popstar hali var mi?'
Ajdar:
'Aynaya degil ama size bakinca kendimi oldukca  star gibi hissediyorum'
USULUNCE CEVAP VEREBILMEK BIR MEZIYETTIR..
Rahmetli Baris MANCO, Fransa'da bir televizyon programina katilir.
Hersey gayet guzel giderken, sunucu klasik Avrupali edasi ile:
'Siz Turkler barbarsiniz' muhabbetine girer.
Bunun uzerine Baris Manco sunucuya uzerinde para olup  olmadigini  sorar.
Sunucu, cebinden bir kac banknot cikartip Baris Manco'ya uzatir:
B.M.: Simdi bu paranin uzerindeki kim?
Sunucu : General bilmem ne, bilmem neredeki savasta kahramanlik  yapmistir, vs.
B.M : Peki bu?
Sunucu : Tegmen bilmem ne, boyle etmistir, soyle etmistir.
Bunun uzerine Baris Manco cebinden bir kac banknot cikarir ve
uzerindekileri teker teker anlatir:
B.M.: Bu Mevlana Celaleddini Rumi; unlu bir Turk dusunurudur.
Bu Halit Refik KARAY; unlu bir Turk Edebiyatcisidir.
Bu Mustafa Kemal Ataturk, Turkiye Cumhuriyeti' nin  kurucusudur.
Sessizligin uzerine sunucuya bakarak soyle der.
- Simdi siz soyleyin, kim barbar?
USULUNCE CEVAP VEREBILMEK BIR MEZIYETTIR..
Cumhuriyet'in ilanindan sonra, Istanbul'da bir resepsiyon verilir.
Tum Dunya Ulkelerinin elcileri ve ataseleri de davet edilir.
Davet guzel bir sekilde devam etmektedir, fakat Ingiliz atasesi olan
Binbasinin bakislari Ataturk'un gozunden kacmaz.
Butun davet boyunca kendisine dik dik bakmistir ve bakmaya devam etmektedir.
Ne oldugunu ogrenmek icin yaverini gonderir.
Yaver Mustafa Kemal'e soyle der:
 *   Pasam; kendisine size karsi neden ters bir tavir takindigini
sordum, o da bana Mustafa Kemal'in Canakkale'de babasini oldurdugunu
soyledi.
Bunun uzerine Ataturk soyle der.
 *   GIT SOR BAKALIM BABASININ CANAKKALE'DE NE ISI VARMIS?…

5.4.10

Onyargı

Bir köyde tek başına yaşayan hamile bir kadın, (çocuğu doğmadan önce kocası ölmüş) kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasada, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar.
Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır. Gelincik ile bebek evde yanlız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Eve geldiğinde gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışcasına gelinciğe saldırır ve onu oracıkta öldürür. Tam o sırada içerideki odadan bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir ve odada beşiği, beşiğin içinde bebeği ve bebeğin yanında parçalanmış olan yılanı görür.


Önyargısız ve yargısız infazlardan uzak bir dünya dileğiyle.

2.4.10

Hayattan Ne Öğrendim?

HAYATTAN NE OGRENDIM ?

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi ...
Ağladım.
* * *
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
Aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.
* * *
Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla ...
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim ...
* * *
Insanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve Kötüler olduğunu ...
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
* * *
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi ...
Sonra da güvenin sevgiden daha Kalıcı olduğunu,
Sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.
* * *
Insan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu ...
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
* * *
Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek
gerektiğini öğrendim.
* * *
Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca Üretilmesi gerektiğini ...
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,
Bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.
* * *
Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra ...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana ...
* * *
Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi ...
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi ...
* * *
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta ...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.
* * *
Düşünmeyi öğrendim.
Sonra Kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.
* * *
Namusun önemini öğrendim evde ...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.
* * *
Gerçeği öğrendim bir gün ...
Ve gerçeğin acı olduğunu ...
Sonra dozunda Acının,
Yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.
* * *
Her canlının ölümü tadacağını,
ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.
***
Dostlarım
Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya ...
Kalp durur ...
Akıl unutur ...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur ...

Hz. Mevlana yada Can Dundar
Sadelige bakilirsa Can Dundar.

Türk Kadını

TÜRK KADINI
 Hani şu meşhur
 dörtlük vardır, ya... Bir İngiliz,
 bir Fransız, bir Amerikalı, bir Türk... İşte
 bu defa onların eşleri bir araya gelmiş...
 Önce,
 İngiliz hatun başlamış anlatmaya...
 -Benim eşim öyle romantiktir ki her sabah eline bir gül alır. O gülü
 tüm vücudumda  gezdirerek beni uyandırır.
 Amerikalı atlamış hemen,
 -Aaaaa benim eşim  de çok romantiktir. Sabah ayak ucumuzdaki
pencereyi açar. Hafif rüzgar
 ayaklarımdan başlayıp tüm vücudumu gezerek beni uyandırır ve eşim
 mutlaka başucuma bir çiçek bırakmış olur.
 Fransız gülümsemiş kendinden emin,
 - Bunlar ne ki...Benim eşim her sabah ayaklarımdan başlayıp
 tüm vücudumu ve en son da dudaklarımı öperek uyandırır beni her sabah.
 Ben her sabah, mutluluğun doruklarında uyanırım.
 Sıra Türk hatununa gelince, o şaşkın şaşkın diğerlerine bakmış ve demiş ki,
 -Ben öyle orospuluklardan anlamam. Çişim  gelir, uyanırım

30.3.10

Tavsiyeler

Tavuk Haşlarken

Bütün bir tavuğu haşlarken lezzetli olması için, tavuğun karın
boşluğuna 1 soğan, 1 havuç ve birkaç diş sarımsak yerleştirip
açılmaması için kürdanla veya mutfak ipiyle sabitleyin

Sucuk Saklamak
Sucukları serin bir yerde asmak yetmez. Zamanla üstleri beyaz bir küf
kaplar. Zaman zaman sucukların üstünü, yarıya kestiğiniz bir limonla
silin. Küflenmesini önlersiniz.

Pasta Keserken
Ekmek ve pasta kesmeden önce bıçağı kaynar suda tutun, böylece
ufalamadan kesebilirsiniz.

Tereyağının Yanmaması İçin
Tereyağını kızartırken; içine bir damla zeytinyağı eklerseniz
tereyağının yanmasını önlemiş olursunuz

Maydanoz Saklamak İçin
Maydanoz ve dereotunu bozulmadan saklayabilmek için yıkayıp, kâğıt
havlu üzerinde süzülmeye bırakın. Cam bir kavanoza koyup kapağı kapalı
olarak buzdolabında bekletebilirsiniz.

Yemeğin Lezzetini Arttırmak
Soğanı doğrayıp yağda kavururken 1 çay kaşığı toz şeker ilave edin.
Yemek piştikten sonra lezzetini siz de fark edeceksiniz.

Çatlak Yumurta
Çatlayan yumurtaları pişirmek isterseniz, alüminyum folyoya sarıp
pişirebilirsiniz.

Karnabaharın Beyaz Kalması İçin
Karnabaharı pişirmeden yarım saat önce tuzlu soğuk suda bekletirseniz
kar gibi beyaz kalır.

Daha Sulu Limon İçin
Limondan daha fazla su elde etmek için, limonu fazla sıcak olmayan bir
fırında birkaç dakika bekletin. Bir diğer yöntem ise, limonu kesmeden
önce sert bir yerde avuç içinizle bastırarak yuvarlamak

Lezzetli Yeşil Salata
Marul ya da yeşil salatayı temizleyip yaprak yaprak ayırın ve kumdan
arınması için tuzlu ve sirkeli suda 10 dakika bekletin. Süzüp
yapraklarını tek tek durulayın. Süzgece alıp iyice süzülmesini
bekleyin.

Davet Sofrası
Davet sofrasındaki her çeşit yemeğin bir tabağı var. Bu nedenle
sırasıyla sıcak yemek tabağı, üzerinde ordövr tabağı, en üstte ise
çorba kâsesi bulunmalı. Yemek bıçağı ve kaşığı tabağın sağında, çatal
ise solunda olmalı. Meyve bıçağını tabağın üstüne yerleştirmelisiniz.
Masaya birden fazla çatal-bıçak konulacaksa yemeklerin sırasına göre
dıştan içe doğru dizilmeli. Su ve şarap için masada farklı kadehler
olmalı. Hem kırmızı, hem beyaz şarap ikram edilecekse, iki şarap
kadehi ve su için çok daha büyük bir kadeh konmalı.

Teflon Tava Temizliği
Teflon tava ve tencerelerdeki lekeleri temizlemek için, 1 su bardağı
su, 2 çorba kaşığı karbonat ve yarım su bardağı sirkeyi bir kapta
karıştırın. Bu karışımı teflon tavanın içine dökün. 10 dakika
kaynatın.

Şarküteri Ürünleri
Ambalajı açılmış salam, sosis gibi şarküteri ürünlerini buzdolabında 3
gün tutabilirsiniz. 3 gün içinde tüketilmeyecekse dondurarak bu süreyi
6 aya kadar uzatabilirsiniz.

Bezelye
Bezelyeleri ayıkladıktan sonra imkanınız varsa hemen pişirin. Çünkü
bezelyeler hemen kuruyup sertleşebilir.Bu bezelyeleri bir gün kadar
soğuk su içinde bekletirseniz, yeniden dirildiklerini görürsünüz.

Kurabiyeleri Saklamak
Kurabiyelerinizin zamanla sertleşmemesi için, kapağı çok iyi kapanan
teneke bir kutuda, yanlarına bir iki dilim elma koyarak saklayın.
Böylece orada kaldıkları sürece elma gerekli olan nemi sağlar ve
kurabiyeleriniz sertleşmeden uzun süre taze kalır.

Meyveli Kek
Kek yaparken meyve ve şekerlemelerin dibe çökmesini istemiyorsanız;
kek hamuruna bir miktar mısır unu ilave edin. Başka bir yöntem de,
meyveleri ilave etmeden hamuru kalıba dökün. Meyveleri una bulayıp
hamurun üzerine serpin.

Tereyağı ve Çikolata Eritmek
Tereyağını yumuşatmak için mikrodalga fırının defrost ayarında 1
dakika bekletin. Tereyağının hemen ekmek üzerine sürülebilecek kıvama
geldiğini göreceksiniz. Ayrıca pasta veya soslarda kullanacağınız
donmuş çikolatayı da tavada ve kısık ateşte ya da benmari usulü
eritmek yerine yine mikrodalga fırını kullanarak eritebilirsiniz.

Yumuşak Izgara Et İçin
Biftek, pirzola gibi etlere farklı bir tat katmak için pişirmeden önce
1 kahve fincanı süt, 1 kahve fincanı soğan suyu ve 1 kahve fincanı
zeytinyağı karışımında marine edin. Üzerini alüminyum folyo ile
kapatıp 3-4 saat buzdolabında bekletin.

Buzdolabı Temizliği
3 kaşık karbonatı 2 bardak sıcak suda eritin. Temiz bir bezi suya
batırıp buzdolabının içini silin.Karbonatlı sıcak su en inatçı kirleri
hatta yüzeye yapışan yağları bile kolayca çıkaracaktır.

Dibi Tutan Tencereler
Yanmış tencereyi kolayca temizlemek için, tencerenin dibini bir parmak
suyla doldurun.3 çorba kaşığı karbonat ekleyip 5 dakika kaynatın.
Sonra tencereyi bulaşık deterjanı ile yıkayın.

Kalamarı Yumuşatmak
Kalamarın lezzetini arttırmak ve yumuşacık olmasını sağlamak için
kızartmadan önce süte batırın.Kalamarı biraz şekerle ovarsanız daha da
lezzetli olur.

Portakal Limon Kabukları
Portakal ya da greyfurt gibi meyvelerin suyunu sıktıktan sonra
kabuklarını küçük küçük doğrayıp buzdolabı poşetlerine doldurun ve
buzlukta saklayın. Kek ve pasta yaparken lezzet artırıcı olarak
kullanabilirsiniz.

Ekmek
Ekmekleri düzgün kesmek için bazen zorlanırız, özellikle taze ekmek
hemen hamur olur. Oysa bıçağın ucunu biraz ateşe tutarsanız daha kolay
kesebilirsiniz.




Kavanoz Kapakları
Ne kadar zordur sıkışmış kapakları açmak. Oysa kapağı biraz ocak
ateşine tutarsanız, kolayca açılır. Veya kaynar su dolu bir kaba,
kavanozu ters çevirip, kapağını sokarak da aynı sonucu alırsınız. Bir
de kavanozun altından kuvvetlice elimizle vurarak da sıkışan kapaktan
kurtulabiliriz.

Mutfaktaki Haşerelerle Savaş
Mutfakta özellikle dolaplarda dolasan hamam böceği, karınca gibi
haşeratı yok etmek ve bir daha gelmemelerini sağlamak için bu
haşeratın dolaştığı yerlere, dolaplara terebentin sürmek kesin yoldur.

Soğan Kokusu Ellerden Çıkarılabilir
Haşladığınız patatesi elinize sürerek ovuşturunuz. Bu isleme beş
dakika kadar devam ediniz. Ellerinizdeki kokuları alıp götürecektir.

Mutfakta Tıkalı Lavaboların Açılması
Lastik pompalarla dakikalarca açmak için uğraşmayın. Kaynar sodalı su,
tıkalı delikten dökülürse, tıkalı yer hemen açılacaktır.

Yağlı Şişeler Nasıl Temizlenir?
Önce deterjanla yıkayın. Sonra durulanan şişenin içine sodalı su
koyarak sallamaya başlanır. Beş dakika kadar sallanan sise çalkalanıp
bu sefer içine kahve telvesi ilave edilir. Bir süre bu şekilde
sallanan şişe kısa bir zaman sonra yağlardan tamamen temizlenmiş
duruma gelecektir.

Sıktığınız Limonları Atmayın
Değersiz olarak gördüğünüz limon kabuklarını güneşli bir yere koyup
kurutursanız, iyi bir temizleme aracına sahip olursunuz. Bu kurumuş
kabuklarla, özellikle isli ve yağlı mutfak eşyalarınızı ovarken,
şaşırtıcı sonuçlar alırsınız.

Bakir Kapların Parlatılması
Bir bezi sirke ile hafifçe ıslatıp, bakırı ovun. Kaplarınız pırıl pırıl olur.

Ceviz Lekesi Elden Nasıl Çıkar?
Eller önce 1-2 dakika kadar sirkeye batırılmış bir pamukla ovulur.
Sonra da soğuk suyla ovulur. Ardından soğuk suyla yıkanır. Ceviz
lekesi tamamen çıkar.

Patates Pişirmenin Püf Noktası
Pişirme suyuna bir kaşık sirke koyun. Hem rengi sapsarı kalır, hem
daha lezzetli olur.

Soğan Soyarken
Gözleriniz mi yaşarıyor? Soğanı, içi su dolu bir taşın içinde soyun.
Sıkıntıdan kurtulursunuz.

Yemeğinizin Tuzunu Fazla Kaçarsa
Tencereye birkaç parça çiğ patates atın. Fazla tuzu çekecektir.

Kolay Soğutma
Buzdolabınız bozuldu, ya da artik bos yer yok. Temiz bir kovayı musluk
suyu ile doldurun. İçine bir çorba kaşığı sofra tuzu atın. Şişeleri
daldırın. Yeterince soğuyacaklardır.

Tuzluk Tıkanıyorsa
Tuzluklarınıza biraz pirinç koyunuz

Kahve Nemli İse
Türk kahvesinin nem aldığını fark ederseniz, kahve dolu kavanozun
içine 1-2 tane kesme seker koyun

Soslar
Tuz bazen sütü keser. Bu nedenle, beşamele ve diğer sütlü soslara,
kıvamı bulduktan sonra tuz koyunuz.

Kuru Bakliyat
Kuru bakliyatları bir gece önceden ılık suya koyun ve haşlarken içine
biraz karbonat ilave edin.

Mayonez Hazırlama
Mayonez hazırlarken eğer sos kesilirse, bir yumurta sarısını 2-3 damla
sirke ile çırpın ve yeterli miktarda zeytinyağı ile koyulaştırın. Bu
karışımı kesilen sosa çırparak yedirin.

Soğan Soyarken
Soğan soyarken gözlerinizin yaşarmaması için soğanı içi su dolu bir
tasın içinde soyun.

Domates Kabukları
Domatesin kabuğunu kolay soymak için, kaynar suya daldırıp, bıçağın
tersini domatesin yüzünde ağır ağır gezdirin.

Limon Kabukları
Suyunu sıktığınız limon kabuklarını atmayın.Çelik eşyaların,
bıçakların parlatılmasında kullanabilirsiniz.

Balık Kokusunu Gidermek İçin
Balık kızarttıktan sonra mutfağa sinen kokuyu gidermek için bir kapta:
1 çay bardağı su ve 2 çorba kaşığı sirkeyi kaynatınız

27.3.10

Burası Türkiye

Benim ülkem çelişkiler ülkesidir. Hem de yaman çelişkiler ülkesidir.
Benim ülkem hiçbir ülkeye benzemez. Hele hele benim ülkemin insanları
hiçbir ülkenin insanlarına benzemez.
Çok farklıyızdır biz çok farklı.
Hem de öyle böyle değil.
Okuyun aşağıdaki yazıları bakın bakalım bu yaşananları başka bir
ülkede yaşayabilirmisiniz?

Yeryüzünde insanlar ya sigara içerler ya da içmezler. İçenler,
sigaralarını çakmak ya da kibritle yakarlar. Ve bunların bir kısmı da
kanserden ölür.
Ama, dünyada demir çelik haddehanesinde çalışan hiçbir işçinin,
sigarasını yakmak amacıyla 600 tonluk pres makinesinin arasından
emekleyerek geçip 2450 santigrat sıcaklığındaki fırına ulaşmaya
çalışırken can verdiği görülmemiştir...
Bizde görülmüştür, Karabük'te...

Bütün dünyada haşerat, özellikle sivrisinek vardır, buralarda da sinek
ilacı kullanılır.
Ama sivrisinek yutup da midesine kaçan sineği öldürmek üzere ağzına
Shelltox sıkmak suretiyle zehirlenip ölen, Türkiye'dedir...
 İstanbul, Sultanbeyli'de...

Dünyanın her yerinde insanlar berbere gidip tıraş olurlar,
 Ama hiçbir berber, rahatlatmak amacıyla müşterinin kafasını sağa sola
kanırtırken adamın boynunu kırıp onu öldürmemiştir..
 Türkiye'de öldürmüştür, Erzurum'da...

Dünyanın hiçbir yerinde bankamatikten para çekmek için düğmeye
bastığınızda elektrik çarpmaz ve ölmezsiniz..
 Bizde ölürsünüz, Bozcaada'da...

Dünyanın hiçbir yerinde, otoyolda giderken radyoda duyduğu göbek
havası eşliğinde göbek atmak için arabayı 'sağ şeride çeken' ve az
sonra da arkadan gelen arabanın çarpması sonucu ölen bilinmez..
Bizde bilinir, Adapazarı'nda...

Nüfus sayım günü sokağa çıkma yasağı nedeniyle bomboş otoyolda sayım
görevlisi 'bariyerlere' çarpıp trafik kazasında!! ölmez..
 Bizde ölür, Gebze'de...

Dünya'nın hiçbir yerinde aynı işyerinde biri gece, biri de gündüz
vardiyasında çalışmakta olan ve her ikisi de 'mobilet' kullanan bir
baba-oğul, birisi işten çıkıp eve gider, öteki evden işe gelirken bir
kavşakta karşılaşmazlar ve birbirlerine selam vermek için ellerini
kaldırınca çarpışıp her ikisi de ölmezler..
 Bizde ölür, Konya'da...

Dünyanın hiçbir yerinde marangoz atölyesinde çalışan işçiler paydosta
üzerlerindeki talaşları temizlemek için birbirlerine 'kompresör'
tutarlarken, biri ötekine şaka yapmak için kompresörü onun arkasına
tutmaz, öteki de 'şaka öyle olmaz böyle olur' diye aynı kompresörü
berikinin arkasına tutup adamın bağırsaklarını patlatarak öldürmez..
 Bizde olur, İstanbul, Ayazağa'da...

Dünyanın hiçbir yerinde gemi mühendisi kazanı kontrol etmek için
kazana girdiğinde biri gelip kazanın kapağını kapatmaz ve sonra da
gemi yola çıkmaz..
 Bizde olur, Kocaeli, Dilovası'nda...

Dünyanın hiçbir yerinde bir adam ayakkabısının içine kaçan taştan
kurtulmak için elektrik direğine yaslanıp ayakkabısını çıkarıp
silkelediğinde, yoldan geçen bir başkası onu elektrik çarptığını
sanmaz ve elektrikle bağlantısını kesmek amacıyla kafasına kürekle
vurarak onu öldürmez..
Bizde öldürür, Rize'de…

Boga

Adam, Madrid'in en şık lokantalarından birine oturmuş yemek yiyecek, mönüyü inceliyor. Tam bu esnada,... yandaki masalardan birine muhteşem bir yemek gelmiş.
Böyle çeşit çeşit garnitürün içine oturtulmuş, nefis bir sosla bezenmiş iki koskoca lop et parçası, mis gibi de kokuyor...
Garsonu çağırmış adam, "Gözüm kaldı şu beyin yediğinde, bir porsiyon da bana getirin lütfen!.." demiş.
- Ahhh, diye cevap vermiş İspanyol garson, görüyorum ki Senyör Madridli değil.
Bu lokantamızın dünya çapında bir spesiyalitesidir. Ancak haftalarca önceden sipariş vermek gerekir...
- Yapmayın ya! Peki nedir bu ayıptır sorması?
- Bu, Senyör, boğa yumurtasıdır. Hemen karşımız arena biliyorsunuz, boğa güreşinde öldürülen boğanın
yumurtalarıdır bu! Ama haklısınız, nefis bir yemektir....
- Tamam tamam, demiş müşteri, önümüzdeki ay iş icabı tekrar Madrid'e geleceğim. Şimdiden yerimi ayırtın ve
"boğa yumurtası" spesiyaliteniz için bana bir rezervasyon yapın!
Burnunda o nefis koku, bir ayı zor geçirmiş adam.Koşa koşa Madrid'in merkezindeki o meşhur lokantaya
atmış kendini akşam, garsona kim olduğunu hatırlatmış, peçeteyi yakasına sıkıştırmış, başlamış beklemeye...Beş dakika, on dakika...
Önce yine o mis gibi koku, derken garson elinde kocaman tabakla gelmiş, yine nefis garnitür, mis
gibi bir sos ve ortada... iki küçücük lop et parçası.
- Bu ne, diye isyan etmiş adam. O müşteriye getirdiğiniz tabakta koskoca iki et parçası vardı..
- Ahh Senyör, demiş garson, Madridli olmadığınız nasıl da belli... Bu bir kısmet meselesi,
bu sefer maalesef boğa kazandı!

intikam nasil alinir?

Yağmurlu ve fırtınali bir gunde, adam bir taksiye El kaldırır, taksi durur..
Adam gideceği yeri söyleyince, "ohoo orası Çok yakın alamam seni" der ve gazlar gider.
Adam çok bozulur ama sonra bir şekilde evine gitmeyi başarır.
Ertesi gün şans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici, evinin önündeki taksi durağındadır ve üçüncü sıradadır.
hemen plan yapar ve ilk Taksi şoförüne yanaşır:
- Ataköy'e kaça götürürsün ?'
- 5 milyon
- sana 20 milyon veririm ama bir kere verirsin.
- hadi be sapık mısın, defol.
adam bu cevabı alınca ikinci sıradaki taksiye yanaşır.
- Ataköy'e kaça götürürsün ?
- 5 milyon
- sana 20 milyon veririm ama bana bir kere Verirsin
- vay sapıkkk vayy defol.
Sıra üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye Gelmiştir
Adam yanaşır:
- Ataköy'e kaça götürürsün ?
- 5 milyon
– peki sana 20 milyon veririm ama bir şartım var
- nedir ?
- giderken diğer taksicilere el sallıyacaksın
- ayıp ettin abi tabii…

18.3.10

SINAV !...

Ewan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra Kore'deki bir savaşa katılmak üzere Ingiltere'den ayrılacaktı, hiç bir şeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona. Ağır adımlarla büyük kütüphaneden içeriye girdi, bir kitap alıp oturdu ve okumaya koyuldu. Gerçekten de çok güzel temalara değinmiş etkileyici bir kitaptı elindeki, ama daha da güzel olanı kitabı daha önce başkasının da okumuş ve bazı yerlere notlar almış olmasıydı. Okuyanın notlar aldığı bölümler Ewan'i da derinden etkiliyor, notları okudukça sarsılıyordu. Kim olabilirdi bu? Hemen kütüphane görevlisine gitti ve daha önce kitabı okuyan kişinin kim olduğ'Büyük Kütüphanede bir kitap okudum. Eklediğiniz notlar karşısında hayranlık duyduğumu belirtmeliyim. 10 gün sonra Kore'ye gidiyorum, size tanımak ve sizinle mektuplaşmak istiyorum. Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.'Holly'den olumlu cevap geldi ve mektuplar ardı ardına yazılmaya başlandı. Her yeni mektupta birbirlerinden biraz daha etkileniyor, yüreklerini birbirlerine biraz daha açıyorlardı. 2 sene bu şekilde geçip gitti. Ewan ve Holly birbirlerine belki binlerce mektup yazmış, her mektuptan ayrı tatlar almışlardı. Ewan'ın ülkeye geri dönme zamanı gelmişti, son mektubunda Holly'i görmek istediğini yazdı. 'Ancak seni tanıyabilmem için bana bir resmini gönder lütfen' diye ekledi. Holly buluşmayı kabul etti fakat resmi göndermedi. 'Resmin ne önemi var ki? Bizi ilgilendiren kalplerimiz değil mi? Yakama kırmızı bir çiçek takacağım.' dedi. Günler birbirini kovaladı ve Ewan ülkeye döndü. Trenden indiği ilk anda gözleri Holly'I aradı. Bir müddet bakındı, sonra kalabalığın arasından şimdiye dek gördüğü en güzel kadın belirdi. Uzun boylu, çok güzel, uzun sarı saçlı, masmavi iri gözleri ve mavi elbisesiyle muhteşem bir kadındı. Kadına doğru bir adım attı, ama yakasında hiç bir şey yoktu. Kadın gözlerine baktı ve davet edercesine 'Merhaba' dedi Tam o sırada güzel kadının omzunun üzerinden, yakasında kırmızı çiçek olan kadını gördü. Kısa boylu, şişman sayılacak kiloda, gri kısa saçlı, tozlu uzun pardösüsü ve kalın bilekleriyle öylece duruyordu. Ewan şaşkındı, az önce hayatında gördüğü en güzel kadından bir teklif almıştı ancak karşısında da yüreğine aşık olduğu kadın duruyordu. Kendini toparladı ve yanından geçen dünyalar güzeli kadına aldırmadan ilerledi. Elinde Holly'le birbirlerini tanımalarını sağlayan kitap vardı. Elini uzattı, 'Merhaba Holly' dedi gözlerinin içi gülerek. 'Pardon' dedi kadın. 'Ben Holly değilim. Az önce buradan geçen sarı saçlı mavi elbiseli bayan yakama bu çiçeği taktı ve bunun hayatının sınavı olduğunu söyledi. Sizi garın çıkışındaki cafede bekliyormuş...'

8.3.10

Titanik

ABD'den Türkiye'ye gelen bir zenci uçaktan inince pasaportunu kaybettiğini farketmiş.

Ne yapsam diye düşünürken yerde Leonardo di Caprio'nun pasaportunu bulmuş.

Türkler nasılsa bu adamı tanımaz, diye pasaporttaki resmi çıkarıp kendi resmini yapıştırmış.

Pasaport kontrolda Temel pasaporta bakmış, bir daha bakmış ve yandaki arkadaşına seslenmiş;

''Ula İdris, Titanik batmış mıydı yoksa yanmış mıydı?"

Türk Astrolojisi'ndeki burcunu biliyor musun?


Türk Astrolojisi'ndeki burcunu biliyor musun?
Rus arastirmaci Sofi Tram Semen, ilk astroloji sistemini Türkler'in olusturdugunu ve burçlarin gerçekte 36 tane oldugunu iddia etmis. Rus arastirmacinin "Türk astrolojisi" adli çalismasina göre, Hun-Karaçay
Türkleri'nin olusturdugu astroloji 12 degil, 36 burçtan olusuyor.
Iste Türk astrolojisine göre burçlar:

TORUK (21 Mart-31 Mart): Irade sahibi, gururlu, serefli, iyi yüreklidir. Iyi bir yöneticidir.

HIMMIY (1 Nisan-10 Nisan): Iyimser, idealist, romantik, yaraticidir.

HUTTUS (11 Nisan-20 Nisan): Hassas, mantikli, dürüst, kiskanç ve irade

HUNTA (21 Nisan-30 Nisan): Inatçi, zevk sahibi, kirilgan ve duygusaldir.

ÇOLPANCI (1 Mayis-10 Mayis): Duygu tutsagidir. Çocuk ruhlu temiz kalpli ve sadiktir.

KÖLKÖL (11 Mayis-21 Mayis): Enerji dolu, askta sahane, kahraman yapili ve iktidarcidir.

ÇAMAY (22 Mayis-31 Mayis): Mantikli, temiz ahlakli, idealist, fikirde önder, yeteneklidir.

KÜYLÜ (1 Haziran-10 Haziran): Düzeni sever. Güç sembolüdür. Ihaneti kabul etmez.

KUSMUS (11 Haziran-21 Haziran): Mantikli, parlak, iyimser, elestirici, sen ve sanslidir.

SEZGEK (22 Haziran-30 Haziran): Mizmiz, tatli dilli, içine kapanik, inatçi, yetenekli, sendir.

KUSDÜGER (1 Temmuz-11 Temmuz): Duygulari mantigindan üstündür. Yemegi sever.. sanata ve siyasete yeteneklidir.

GONDARAY (12 Temmuz-22 Temmuz): Iyi bir hafizaya sahiptir, bilge ve dehadir, his dünyasi zengindir; dürüst ve hosgörülüdür.

ÖTGÜR (23 Temmuz-31 Temmuz): Zeki, gururlu, çekicidir. Maddi problemlerini büyütür.

KÜSÜMMÜ (1 Agustos-12 Agustos): Dedikoduya bayilir; iste önder ve bir numara olmayi sever.

KÜNLÜ (13 Agustos-23 Agustos): Duygusal, gururlu ve askta önderdir. Psikolojiye meraklidir.

SINÇIMA (24 Agustos-1 Eylül): Serefli, dürüst, insancil, yaratici, zeki ve otoriterdir.

ATÇAK (2 Eylül-13 Eylül): Iyimserdir ama depresyona da müsaittir. Gururlu ve hassastir.

KILLI (14 Eylül-23 Eylül): Otoriter, gururlu, sabit fikirli, süper zekali ve insancildir.

CANAKKI (24 Eylül-3 Ekim): Sorumluluk tasir. Yetersizlik kompleksi vardir. Gösterisi sever.

BAN (4 Ekim-12 Ekim): Duygusaldir, zor iste arkaya bakmaz. Ask tutsagidir.

CEMIS (13 Ekim-23 Ekim): Altinci hissi kuvvetlidir. Uygun zamani seçmekte üstüne yoktur.

BATIK (24 Ekim-1 Kasim): Çift karakterli, cesur, gaddar, önderdir. Mükemmel arkadastir.

HIRTLI (2 Kasim-12 Kasim): Çabuk karar verir ve kararlarini bozmaz. Suç komplekslidir.

TUTAMIS (13 Kasim-22 Kasim): Dinci, idealist, degiskendir. Mistik konulara meraklidir.

USLU (23 Kasim-2 Aralik): Objektiftir. Hosgörülü, gözlemci, otoriter bir yapisi vardir.

KUTAS (3 Aralik-12 Aralik): Mistik, sabit fikirli ve kiskançtir. Anlasilamaz huylara sahiptir.

TUSANAK (13 Aralik-21 Aralik): Güçlü bir karakteri vardir. Iktidarcidir. Emir vermeyi sever.

TUTAR (22 Aralik-1 Ocak): Zor durumlardan kolayca çikar. Sik küser. Arkadasi azdir.

BEÇEL (2 Ocak-12 Ocak): Karamsardir. Disi ve içi farklidir. Kötülügün karsisinda zayiftir.

PIRSIUAY (13 Ocak-20 Ocak): Genis bir mantiga sahiptir. Uzun yasar. San sever.

BALAUZ (21 Ocak-1 Subat): Mantikli, gaddar, önder ve dehadir. Bilim adami olabilir.

CANTAY (2 Subat-10 Subat): Titiz, mantikli, zekidir. Astronomiyle ilgilidir.

ERGÜR (11 Subat-18 Subat): Askta hayalcidir. Önder fikirleri vardir. Psikolojisi hassastir.

SÖNEGEY (19 Subat-28/29 Subat): Dengesizdir. Çekici, gizemli, kurnaz, nazik ama serttir.

CANNAN (1 Mart- 9 Mart): Iyi yürekli, tatli dilli, zarif ve hüzünlüdür. Baskalarina baski yapabilir. Mistik ve pratik hayat arasinda bocalar.

SATIK (10 Mart-20 Mart): Sanatkar, özgür, depresif ve sehvet düskünüdür. Rahatsiz bir ruha sahiptir. Sinir hastaliklarina yakalanabilir.

5.3.10

Şapka ...

Bir Pazar günü Bay Murph'yi kasabanın klisesinde gören papaz çok şaşırdı; çünkü Bay Murphy hayatında hiç kliseye uğramamıştı. Ayinden sonra onun yanına geldi ve "Murphy, seni kisede görmekten çok memnun oldum; ama seni buraya neyin getirdiğini merak ettim doğrusu" dedi.


Murphy yanıtladı:

"Sana yalan söylemem doğru olmaz. Bir süre önce, çok ama çok sevdiğim şapkamı biryerlerde bırakmıştım ama nerede bıraktığımı bir türlü hatırlayamıyordum. Bay McGlynn'in de aynı şapkadan giydiğini ve her Pazar kliseye geldiğini biliyordum. Ayinde şapkasını çıkarması gerektiğini de biliyordum ve, herhalde klisenin arka tarafındaki askıya koyar diye düşündüm. Yani, duadan sonra, ayin başlamadan kliseden ayrılmayı ve o sırada McGlynn'in şapkasını aşırmayı planlamıştm."

Papaz, "Ama, görüyorum ki bunu yapmamışsın." dedi ve sordu: "Neden fikrini değiştirdin?

Murphy yanıtladı: "Sizin 10 Emir konusundaki vaaz'inizi dinlerken aniden anladım ki, aslında McGlynn'in şapkasını çalmak zorunda değilim"

Gözü yaşaran papazın, yüzüne yayılan dostça bir gülümsemeyle Murphy'ye baktı ve, dedi ki: "Bunu duymak ne kadar güzel! Yani benim konuşmamın 'Çalmayın' bölümünü dinlediniz ve çaldığınız taktirde cehennemde başınızı yakacak o şapkadan vazgeçtiniz!"

Murphy başını yavaşça iki tarafa sallayarak konuştu: "Aslında pek öyle olmadı; konuşmanızın "zina yapmayın' bölümünü dinlerken, şapkamı nerede bıraktığımı hatırlayıverdim birden!"

24.2.10

İnekler ve öküzler

İngiliz seniz: İki ineğiniz vardır. Birini satıp bir öküz alırsınız. Sürünüz çoğalır, işler artar, ekonomi büyür...
Çinliyseniz: Bir ineğiniz ve bir öküzünüz vardır. Buzağıları satar zengin olursunuz.
Hintliyseniz: Bir ineğiniz ve bir öküzünüz vardır. Ama onlara taparsınız... Açsınızdır ama Nirvana'ya ulaşırsınız.
Pakistanlıysanız: Hiç ineğiniz yoktur. Hindistan'daki tüm ineklerin size ait olduğunu iddia edersiniz. Paraları nükleer başlığa yatırırsınız.
Amerikalıylsanız: İki ineğiniz vardır. Altı inek kadar süt almak için 24 saat 3 vardiya zorlarsınız. İnekler telef olunca, suçlayıp işgal edecek bir ülke ararsınız...
Almansanız: İki ineğiniz vardır. İkisi de mekanik harikasıdır... Her saat başı, dakik süt verirler.
Fransızsanız: İki ineğiniz vardır. Birinden şarap diğerinden peynir sağarsınız...
Yunanlıysanız: AB damgalı iki ineğiniz vardır. Ama süt sağmayı bilmezsiniz.
İsviçreliyseniz: Beşyüz ineğiniz vardır. Ama hiç biri sizin değildir. Hepsinden kira alırsınız.
Rus iseniz: İki ineğiniz vardır. Fakat dört tane var sanırsınız. Çünkü votkayla çift görünürler...
İsrailli iseniz: İki öküzünüz vardır. İkisini de yönetici yaparsınız! Ondan sonra yaptığınız inekliğe oturur ağlarsınız...
Türkseniz: Oturup yukarıdakilerden hangisine benzediğinizi düşünür durursunuz...
www.RiceDude.com